Toprakla başlayan,
zamana karışan
bir hikâye.
INARI, Kapadokya'nın toprağına, taşına ve ışığına bakarak başlayan bir seramik hikâyesi. Bizim için bir obje yalnızca şekillendirilmiş bir malzeme değil; elde geçen zamanın, ateşin ve günlük hayatın birlikte bıraktığı bir iz.
Japon estetiğinin sadeliğinden ve mingei düşüncesinin gündelik nesnelerde aradığı güzellikten ilham alıyoruz. Bu düşünceyi Kapadokya'nın kendine özgü dokusuyla buluşturuyor; kusursuzluğu değil, her parçanın kendine ait karakterini önemsiyoruz.
Bu yüzden INARI'da küçük bir eğrilik, sırın beklenmedik akışı ya da ateşin bıraktığı ton farkı saklanacak bir kusur değil. Parçanın hikâyesinin bir parçası.